Belde Tarihçesi



İLÇENİN ADININ NEREDEN GELDİĞİ

Kalızvan/Kağızman
515 tarihinde, İslamlıktan önceleri Kars güneyinde Aras Nehri boyuna yerleşen Hazar Türleri’nin Kalıs/Kalız boyuna göre yöreye “Kalızvan”denilmiştir.

Kalıs/Kalız, 558-630 yılları arasında Hazar Denizi ile Karadeniz arasında ki bölgede yerleşip devlet kuran Hazar Türkleri’nin bir boyu olup sözcük kökü Kal’dan, Kalı’dan ibarettir.

Kalızvan adındaki “van” eki-sözcüğü yurt manasını teşkil ettiğinden Kalız-Yurdu manasındaki Kalızvan adı değişime uğrayıp sonradan Kağızman söylenmiştir.(1)

Arşarunik
772 tarihine kadar Kamsarakanlılar, İl beylerinden Kağızman Deresini ve Digor’u satın alarak bölgede Arşarunik birliğini kurar ve buraya Arşarunik adını verirler.

Kızıldere
1468’de Akkoyunlu hakimiyetine giren Kağızman Kars’ın güneyinde bulunduğundan ve altın-maden yatakları olduğundan dolayı Kızıldere adı ile de anılmıştır.

RİVAYETLERDE KAĞIZMANIN ADI
Hacı Kağızman
1400 lü yıllarda İlçenin Sancak Beyliği Toprakkale Mahalesi’nde iken bir ağanın Kağızman adında bir hizmetkârının olduğu, ağanın hac vazifesi için gittiği ve hac’da iken sabah kahvaltısında canının helva çektiği, bununda Kağızman’a ayan olduğu ve ağanın hanımının yaptığı helvayı soğumadan götürüp ağaya verip döndüğü zaman ermişliğinin anlaşıldığı söylenile gelen zattan Kağızman adının kaldığı rivayet edilmektedir.(2)

Narinkale
Evliya Çelebi 1646 ‘da Kağızman’a gelir. Gezdiği ilçeyi Seyahatnamesi’nde anlatırken Anı Hükümdarı Nuşirevan kızlarından Narin’in Kağızman Çarşısına bir kale yaptırdığını ve onun adıyla anıldığını ifade eder.
 
Bu anlatım Hacı Kağızman’da olduğu gibi bir rivayetten ibadettir. Çünkü Çarşı merkezinde ki Kağızman Kalesi’nin Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırıldığı tarihi kaynaklarda kesindir.(3)

YAZILI TARİH ÖNCESİ
Avcı-toplayıcı Paleolitik Dönem insanlarından günümüze kalan buluntular yeryüzündeki en eski kültürlerden birisinin yöremizde olduğunu göstermektedir.

PALEOLİTİK DÖNEM (Kabataş)
Alt Paleolitik Dönem: Bu dönemde Camuşlu Köyü’ndeki Yazılı Kaya’nın 6 Km. güneyinde, Tombultepe yamaçlarında püskürük kayalardan yapılmış, şölyen tipte el baltaları ve iri yongalar bulunmuştur.

Orta Paleolitik Dönem: Bu döneme ait Yazılı Kaya, Tombultepe’ye yakın Kurbanağa Mağarası’nda taş araç ve ocak yerlerine rastlanmıştır.

Üst Paleolitik Dönem: Bu dönemde avcılık ve toplayıcılık yöntemlerinde farklılaşma olduğu, araç-gereç yapımının geliştiği görülmüştür.Bu dönemde kaya resimleri de ortaya çıkmıştır.Camuşlu Köyü’nün batısında,Aladağ’ın doğu yamaçlarındaki Yazılı Kaya’da (M.Ö.12 Bin Yıl) bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde biri büyük biri küçük iki panoya rastlanmıştır.Kurbanağa Mağarası araştırmalarında yine Üst Paleolitik Döneme ait taş araç-gereçler bulunmuştur.

MEZOLİTİK DÖNEM (Yontmataş)
Paleolitik Dönemi izleyen Mezolitik Dönem, mikrolit adı verilen minik araç-gereçlerle tanınmaktadır.Aras vadisinde yapılan araştırmalarda bu araçlardan ele geçirilmiştir.Bölge yerleşme tarihinin komşu bölgelere koşut olarak, Paleolitik Dönemle başlayıp Mezolitik Dönemde de devam ettiğini göstermektedir.

NEOLİTİK DÖNEM (Cilalıtaş)
Yazılı Kaya – Kurbanağa Mağarası’nın doğusunda,  Kale denilen tepe de açılan bir sondaj çukurunda da üst katmanda farklı bir katman saptanmış ve bunun son Neolitik Dönemden kalmış olabileceği öne sürülmüştür. Kaledeki duvar resimlerinin ise son Neolitik Dönem ya da ilk Tunç Çağı sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.

KALKOLİTİK DÖNEM (Taş-Maden)
Araç-gereç yapımında bakır kullanmaya başlanmasıyla belirlenen Kalkolitik Dönemin buluntu yeri Kağızman’ın güney kısmında yer almaktadır.Tuzla Tüneli’nin üzeri, Şahindere Mezarlığı’nın batısındaki Mısırtepesi’nde bir düz iskan yerinde ve Kötek Köyü içerisindeki bir höyükte yapılan araştırmalarda Kalkolitik Dönem özellikleri taşıyan buluntular ele geçmiştir.Bu döneme Bakır Çağı’da denilmektedir.

İLK TUNÇ ÇAĞI
Bu dönem bakırla kalayın karıştırılmasıyla elde edilen tuncun,araç yapımında kullanılmaya başlanmasıyla ayırt edilen bir dönemdir.İlk Tunç Çağı Camuşlu köyündeki Yazılı Kaya’nın dibinde açılan küçük deney çukurunda ve Kurbanağa Mağarası yakınındaki sondajda ele geçen çanak çömleklerle ve aynı mağaranın doğusunda kale denilen, üst düz yüksek tepedeki sondaj çukurunun buluntularıyla bilinmektedir.

Kale mevkisindeki açmada, İlk Tunç Çağı’ndan kalma bir açkı taşı, el değirmeni taşları, bir çekiç,delinmiş üstü-süslü hayvan parmak kemikleri,el yapımı çanak-çömlekler bulunmuştur.

YAZILI TARİH SONRASI
HİTİTLER-HURRİLER-MİTANNİLER
M.Ö.2025’lerde doğudan gelip Anadolu’ya yerleşen Hititler gibi Hurriler’de Ari ırkından bir kavim olarak M.Ö.2000 yıllarında doğudan,muhtemelen İran yaylasından gelip Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yerleşmişlerdir.

Hurriler, Hurri ve Mitanni Krallığı olarak ikiye bölünmüş Hurri Krallığı 1300 lere doğru Hitit İmparatorluğu’na, Mitanni Krallığı ise M.Ö.1275’e doğru Asur Krallığı’na katılmıştır.Böylece Anadolu’nun Hurri-Mitanni hakimiyeti sona ermiştir.
 
URARTULAR
Urartu, Doğu Anadolu’nun güney yarısına, Van Gölü çevresine verilen “Yüksek Dağlık Bölge” manasındaki isimdir.

Urartular bu  çevrede M.Ö.859-612 arasındaki 247 yılda Ari ırklardan kudretli bir krallık kurmuşlardır. Kurulan krallıklar içerisinde Kars’taki Diauekhi Krallığı komşularına göre daha büyük ve kuvvetliydi.Bilhassa kıymetli madenlerden vergi ödemekte idi ki, bu durum Kağızman Deresi’nde ki altın,gümüş madenlerinin o dönemde işletildiğini ortaya koymaktadır.

Bir bakıma Kağızman’ın tarih çağına girmesi ve Urartu’ya tabi olması Büyük Kral Menuas(810-785)çağındadır.

KİMMERLER
M.Ö. 7 ve 5 nci yüzyıllar arasında Aras boylarında görülen Kimmer akıncıları, Azak Denizi çevresindeki yurtlarından Saka(İskit) Türkleri tarafından çıkarılarak Kafkas dağlarını aşıp Urartu hudutlarına kadar gelmiştir.Sakaların karşısında Kimmerler Kür ve Aras boylarında daha fazla tutunamayarak Fırat üzerinden Kızılırmak boylarına geçtiler.

MEDLER-PERSLER
Kars ili ve çevresini de içine alan, Urartu Krallığını sona erdiren Ariler kavminden Medler’in M.Ö.708’de İran’da kurdukları imparatorluk M.Ö. 55’e kadar 153 sene devam etmiş ve yerlerini II.İran İmparatorluk hanedanı olan Persler almıştır.Persler Urartu topraklarını ve ülkelerini Satraplık denen 23 büyük ve 127 küçük birime bölerek merkezden yönetmişlerdir.Bugün ki Kars bölgesinde, Kağızman’da “Khaldiler” denilen Aras boyu ahalisi, 18 Satraplık içinde yer alıyordu.

İSKİTLER/SAKALAR
M.Ö. 8 nci yüzyılda tarih sahnesine çıkan ve bu tarihten M.S.2 nci yüzyıla kadar hakimiyetini devam ettiren İskitler, doğu da Çin Seddi’nden batıda Tuna Nehri’ne kadar uzanan geniş bir saha da varlıklarını bin yıl gibi oldukça uzun bir zaman korumuşlardır.

Sakalar M.Ö.650-120, M.S.16 yılları arasında Kafkaslardan gelerek Kür ve Aras boylarına yerleşen atlı-göçebe hayatı süren ilk Türk Kavmidir.Bu kavim Aras boylarından daha güneylere inerek Küçük-Zap başlarıyla Urmiye gölü arasındaki Manna Ülkesi’ne değin yayılmışlardır.Kağızman’ın Kuzeybatısında Aladağ’ın eteğinde yer alan Keçivan/Geçivan Kalesi’nin Saka Hükümdarı Alp-Er Tonga tarafından yapıldığına ve bu padişahın hazinelerini gizlediği ve bu kale çevresini Yaylağ olarak kullanıldığına işaret edilmektedir.Kağızman’ın kuzeyinde yer alan Şaban Köyü’nün de Afrasyab diye de tanınan Alp Er Tonga’nın Önasya’da ki Payitahtı Şaberan Şehri’nin bir hatırası olarak anıla geldiği sanılmaktadır.

ARTAKSİYASLI KRALLIĞI
Yukarı Aras ve Murat boylarında kurulan Artaksiyaslı Krallığı’nın merkezi Aras kıyısındaki Armavir Şehri idi.Yaklaşık 200 yıl kadar süren Artaksiyaslı sülalesi hükümetinin ardından Arsaklılar’ın hakimiyeti başladı.

ARSAKLILAR
Sakaların Dahe kolunun Parn boyundan olan I.Arsak, 248 de Arsaklı Devletini kurmuştur.Tiridat döneminde Arşakuni’de denilen büyük devlet İndus’ten Kafkaslara, Sırderya’dan Fırat’a değin uzayan ülkeleri hükümleri altında birleştirmiştir.Arsaklılar Eski-Oğuzlar’dan ve Türkmen sayılan Türklerdendir.

Arsaklılar’ın M.Ö.250 yıllarında başlayıp 476 yıl süren hakimiyetleri M.S.226 tarihinde sona ermiştir.

KAMSARAKANLILAR - BAĞRATLILAR
Büyük-Tiridat Han çağında Arsaklılar’ın Karen-Bahlav kolundan gelen Türkmen Beğler Küçük-Arsaklılar hizmetine girip Kars’ın Şüregel-Digor-Kağızman deresi gibi doğu ve güney yanlarına yerleşerek malikaneler edinmişlerdir.Bu Karen-Arsaklıları Beğlerine hep Kamsarakanlılar denilmiştir.II nci Tiridat, Kamsar’ın  oğlu Arşavir’e (311 yıllarında) Eraskha-cor’dan Erovantaşad’a değin olan yerleri, Kağızman deresi ile Digor bölgelerini malikane olarak vermiştir.Bu yüzden buralara “Arşavir Hanedanları” adından kısaltılarak “Arşarunik” Arşavir Sülalesi Ocağı denilmiştir.

İranlı istilacılara karşı Kağızman batısında ki Kaput Kalesi “Kaput-Bert”Kamsarakan Hanedanına sığınak merkezi olmuştur. Anı ve Kars Bağratlı Krallıklarında bulunan Kral Abbas, onun oğlu III.Aşot ve onun oğlu Muşel-Genç Abbas dönemlerinde bir çok Manastır-Vank Kilise inşa edilmiştir.Bağratlılardan kalma olduğu sanılan X-XI.Aslır çok güzel çadır usluplu “Çenğli/Çanğlı Kilise Çengilli köyünde yapılmış olup köy ise adını bundan almıştır.

OĞUZLAR
VI.yüzyılda Çin’den Karadeniz’e kadar uzanan bir sahada bütün Türk kitabelerini bir imparatorluk halinde birleştiren Oğuzlar IX-X yüzyılda Orta Asya bozkırlarından, Sır-Derya aşağılarında ve Aral çevresinde bulunmuş X.yüzyılda batıya doğru haraketle Emba ve Yayık(Ural) Nehirlerini geçmiş Karadeniz boyundaki steplere gelmişlerdir.

Dede Korkut Oğuznameleri’nde Doğu Anadolu’da yaşamlarını sürdürmüş Eski-Oğuzlar’ın Çifte Başkentlerinden birisi Sürmeli Karakalesi diğeri ise Kağızman Ağcakalesi’dir.

Dede Korkut Oğuznameleri’inde Kağızman Ağcakalesi Yaylağ ve Başşehir olarak geçerken Oğuz Beğleri’nden ad alan Kağızman köyleri ve semt isimleri de günümüze kadar yaşaya gelmiştir.

Eski-Oğuzlar’ın Yaylağ’ı olan Kağızman-Ağcakale köyündeki Kale-Karargahı kesili taşlarla-kireç kaynatmalı,Türk çadır uslubunda yapılmış olup kubbe kısmı yıkılmış,7-8 metre yüksekliğindeki duvarlar ise günümüze kadar ulaşmıştır.

SELÇUKLULAR-KARAKOYUNLULAR-AKKOYUNLULAR
1045 de Anı’yı alan Rum Kayseri X.Konstantin Monomak Anı ülkesini Askeri Vilayet adıyla İstanbul’a bağlamış,böylece şimdi ki Kars ilinin Kağızman ve Digor kazaları,Arpaçay’ın Kızılçakçak ve Başgedikler nahiyeleri ile Sovyetlerdeki Akbaba,Gümrü bölgeleri Elegez’e varınca Rumlar’ın eline geçmiştir.

Alp-Arslan’ın 1064 yılındaki ilk “Rum-seferi” ile alınan yerler,şimdi ki Kars İlinin doğu bölümü ve ilerisi fetedilerek Rumlar buralardan atılıp merkez Anında Selçuklular’a bağlı yeni bir Anı-Şeddadlıları Hükümeti kurulmuştur.Böylelikle Selçuklular 1064 güzünde Kağızman bölgesini de fetihle Anı-Şeddadlıları’na bağlamışlardır.Selçukluların ardı sıra Fırat ve Dicle  başlarında tutunan Akkoyunlular , ardından Karakoyunlular ve yine Akkoyunlular yöreye hakim olmuştur.Bu sıralarda Kağızman Toprakkale Sancak Merkezi Beğliği’nde bulunan Hüseyin Beğ, Sultan Yakup’un sayılı emirlerinden olmuştur. Tebriz’de tahta geçip Safavi Devleti’ni kuran Şah-İsmail Akkoyunlular’ı yenerek Kars ili bölgesindeki göçebe Türkmanlar’ı da kendisine tabi kılmıştır.

1514 Çaldıran Savaşı’nda Şah İsmail’i yenilgiye uğratan Yavuz Sultan Selim Kars’ta konaklamış ordudaki yorgunluk sebebiyle Doğu Anadolu’yu tam olarak egemenliğine almadan İstanbul’a geri dönmüştür.

OSMANLILAR
 Yavuz Sultan Selim’in yerine İstanbul’da tahta geçen oğlu Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) birinci doğu seferinde Safili Şah-İsmail’in oğlu Şah Tasmasp üzerine yürüyerek Kars’ı Osmanlı egemenliği altına almıştır.Böylece Kağızman Deresi 1534 de Osmanlılar’a dahil olmuş ve 1579’da Kars Eyaleti’ne bağlanmıştır.

Osmanlılar 1579 da Keçivan Kalesi’ni onarıp Çarşı Mahallesi’nde de şimdiki Kağızman Kalesi’ni taştan yaptırmış, Toprakkaledeki eki sancak merkezi buraya taşınmıştır.Kanuni’nin yaptırdığı Kale ve kale yanındaki Süleyman Han Camisi 30 Mayıs 1664 Perşembe günü başlayıp yedi gün yedi gece süren Ağrı Depremi’nde sarsıntıyla yıkılmıştır.Kağızman’ın altın ve gümüş madenleri işletilmiş I.Sultan Mahmut adına Kars’ta kesilen gümüş akçaların madeni de Kağızman’dan çıkarılmıştır.

YAKIN DÖNEM TARİHİ
Osmanlı-Rus Savaşları : 1807,1828 ve 1855 yıllarında üç defa koca ordularla saldırıp Kars’ı Anadolu’dan kopararak eline geçiremeyen Rus Çarlığı, 70 yıl sonraki Doksanüç Harbi(1293/1877) sırasında buna muvaffak olmuş ve Kars ve çevre ilçelerinde  yerli halkımızın tabiriyle “Kırk-Yıllık Karagünler”i başlatmıştır.

  
   Doksanüç’te Kars’ın düşüşü ile Kars ve çevre ilçelerinde katliam ve yağma felaketi başlamış ahali göçe zorlanmış, tutsak erlerimiz şehit edilmiştir.Yapılan zulümden usanan Kağızman’ın Yerli ahalisi de Horasan,Hasankale,Erzurum,Erzincan,Sivas,Tokat,Çorum Yozgat gibi yerlere göçerek Kağızman’ı terk etmek zorunda kalmıştır.Kalanlar ise esaret altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Muhacirliğe zorlanarak göç ettirilen halkın yerine Ruslar,Malakanlar,Rumlar ve Ermeniler yerleştirilmiştir.İlçede yaşanan esaretten kurtuluş için Müslüman ahalice  dernekler kurularak milli mücadele ruhu oluşturulmuştur..Çalışmayı başlatan milli mücadeleciler Ruslar tarafından takip edilerek çalışmaları engellenmeye çalışılmıştır.

 

  
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI
1914 de Cihan Harbi Avrupa’da patlak verince Türkiye’de de Seferberlik ilan edilmiş olup bunun üzerine Ruslar Kars ilinde Türkiye Şehbenderliği ile alakası olan ve Türklere öncülük edenleri yakalayarak 150 den fazla Türk’ü sürgün ederek Astargan,Orenburg ve Semerkand gibi “İçeri” yerlere göndermişlerdir.
 
Bu sırada sürgüne gönderilenler arasında Türkçülerden Kağızman’da üç kardeş olan İsmail Beyzade Mehmet,Ali Rıza ve Ömer Beyler tutuklanarak Kars Hapishanesi’ne konulmuş,Kağızman Sancağı’nda teşkilat kuran Tacir Halil Beğ(1868-1935) ile Kağızman Müftüsü Şeyh Numan Efendi ve Zarif Beğ Astargan’a sürülmüştür.1917 Rus İhtilali ile Çarlık devrilince bütün siyasi mahkumlar gibi serbest kalan Kars ve Kağızmanlı sürgünlerde 1917 sonlarında evlerine dönmüşlerdir.

KAĞIZMAN’IN KURTULUŞU
İlçemiz 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşıyla hakimiyetimizden çıkarak Kars ilimizle Rusya ya savaş tazminatı olarak verilmiştir.1917 Rus ihtilalı ile Çarlık yıkılmış Rus birlikleri geri çekilmiş sürgünde olan halk geri dönüp İslam Cumhuriyetini kurup muhalif güçlere karşı silahlanarak kendilerini koruma vazifesini üzerlerine almışlardır. 3 Mart 1918 tarihinde Türkiye ile Bolşevik Rusya arasında yapılan antlaşmanın 4. maddesi ile Kars ve çevresi ülke topraklarına katılmıştır.Bunu kabullenmek istemeyen bu topraklarda yaşayan Ermeniler politik olumsuzluklar nedeniyle Erzurum ve Kars çevresinde yaşayan halkımızla karşı karşıya gelmişlerdir. Yine 1918 Martın ilk haftasında başlayarak Nisan sonuna kadar Sarıkamış ve Kağızman çevresinde bu çatışmalar devam etmiştir.1. Dünya savaşının başlaması ile Rus ve Ermeni güçleri bölgeden çekilmişlerdir.12 Mart 1918’de Erzurum’ un kurtuluşundan sonra 25 Nisan 1918 tarihinde Kars ve çevresi Ruslardan geri alındı . Ancak bu Durum çok uzun sürmedi 30.Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı İmparatorluğu sona erdi. Bütün bu olaylarda sonra bölge halkına çok büyük görevler düşmekteydi Bu görevin bilincinde olan halkımız,sorumluluk duygusu içerisinde yaşlı,genç,kadın, çocuk demeden topraklarını korumak için mücadeleye katıldılar Bunun üzerine kurulan Müdafai Hukuk Milliye Teşkilatı Kars’ta 5 Kasım 1918 tarihinde İslam Şurası adı altında halkı silahlandırmaya başlamıştır. 1918 Aralık ayında Kars’ta yapılan ilk vilayet toplantısında İslam Şurasına Milli Şura adı verildi bu şuranın üyeliğine Kağızmanlı Ali Rıza Ataman Kağızman ve çevresinde milis kuvvetleri oluşturmuştur. Kazım Karabekir emrindeki kolordu harekete geçince bunu duyan milis kuvvetler bu çatışmalara dahil olarak Kağızmanın kurtuluşuna katkı sağlamışlardır.1 Ekim 1920’de Kağızman kurtulmuş ve bu çatışmalar sonucunda çok sayıda insanımız yaşamını kaybetmiştir.

(*) Yazan: Sait Küçük
Ka
ynak:
1.Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi, 1953 Ankara
2.Evliya Çelebi Seyahatnamesi
3.Prof. M. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi, 1953 Ankara
4.Sait Küçük’ün basıma hazır Kağızman kitabından.
 







T.C. Kağızman Belediye Başkanlığı - Kağızman/Kars © 2011 - Her hakkı saklıdır.
Telefon : (+90) (474) 351 60 12
Faks      : (+90) (474) 351 63 70
E-Mail    : bilgi@kagizman.bel.tr